Televole komünist yapar mı? ZAMAN

MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un ‘Televole’ tarzı eğlence programlarına getirdiği eleştiri, magazin dünya-sında geniş yankı yaptı.

MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un seçtiği dört gazeteye yaptığı açıklamalarda ‘Televole’ tarzı televizyon programlarını eleştirmesi polemiğe yol açtı. Atasagun’un ”Bırakın Doğu’yu… Varsayalım, Ankara’nın varoşlarında yaşayan, altı çocuğu olan ve akşam evine ekmek götüremeyen birisiniz. Akşam televizyonunuzu açtığınızda Televole programlarında 60 kişinin nasıl yaşadığını görüyorsunuz. Siz olsanız ne düşünürsünüz? Ben bu durumda olsam, belki de komünist olurdum.” şeklindeki ifadeleri, medyadaki aşırı magazinleşmenin toplumsal sonuçlarını tartışma gündemine getirdi. Bundan tam 6 yıl önce Kanal D’de Can Tanrıyar’ın koordinatörlüğünde, spor magazin olarak yayına başlayan Televole programı, bugün televizyonlardaki çarpık magazinleşme anlayışının sembolü haline geldi. Sayıları zamanla artan televole tarzı programlarda, küçük bir zümrenin aykırı yaşamı ekrana taşınıyor. Can Tanrıyar, yaptıkları işin izleyicinin taleplerine cevap vermek olduğunu belirterek, Atasagun’un ifadelerine karşı çıkıyor.

Talebi kendileri oluşturuyor

Can Tanrıyar’ın ‘talep var üretiyoruz’ açıklamasına, Magazin Gazetecileri Derneği Onur Kurulu Üyesi, deneyimli magazin gazetecisi Hasan Fehmi Ketenci karşı çıkıyor. Televole türü programlardan yansıyanın Türkiye’nin sosyal yaşamı olmadığının altını çizen Ketenci, “Reyting alıyor bu nedenle yapıyoruz diyorlar. Bence önce kendilerine uygun bir seyirci kitlesi oluşturup, sonra onlar nezdinde çok izlendiklerini söylüyorlar. Müsteşara katılıyorum. Böyle giderse önce küçük tepkiler ardından sosyal patlamalar ortaya çıkabilir. Televolecileri daha dikkatli olmaya çağırıyorum.” yorumunu yaptı. Milliyet Gazetesi magazin yazarı ve Magazin Gazetecileri Derneği Başkan Vekili Ali Eyüboğlu da “Bu toplum ya futbolla ya da magazinle avunur.” diyerek, magazin programlarının Türkiye’nin aynası olduğunu öne sürdü. Eyüboğlu şöyle devam etti: “İnsanlar magazin programlarını izleyerek kendi gerçeklerinden uzaklaşıyor. Aynı şey futbol için de geçerli. Ülkeyi yönetenler insanları rahatlatamayınca bu iş magazincilere kalıyor.”

‘Mide bulantısı ile seyrediliyor’

İletişim Bilimci Prof. Dr. Haluk Şahin ise ‘televole kültürü’ tanımının, toplumun en kolay benimseyeceği, en ucuz ve en yoz öğelerin paketlenerek insanlara verilme çabası olarak açıklanabileceğini kaydetti. ‘Bu halk bundan hoşlanır, o halde bol bol verelim’ zihniyetini eleştiren Prof. Şahin, “Siz o halka bundan bol bol verdikçe aynı zamanda o halkın da beğenisini yükseltmesine engel oluyorsunuz. Ve bu çok düşük beğeni düzeyinde birtakım yıldızlar üretilmesine neden oluyorsunuz. Ben o yıldızları, toplumun çok etkili bir kesiminin mide bulantısı ile seyrettiğini biliyorum.” dedi.

‘Arz dayatması yapılıyor’

Magazin yayınları üzerine araştırmalar yapan Sosyolog Dr. Zeynep Karahan Uslu Atasagun’un önemli bir olguya işaret ettiğini belirterek şunları söyledi: “Magazin programlarına yönelik talebi; salt rating oranlarını dikkate alarak değerlendirirsek, magazinel içeriğe karşı toplumsal bir ilginin varlığından bahsetmek mümkün. Bu talebin arka planında; yıllardan beri depolitize edilen, eleştirel düşünme yeteneği dumura uğratılan bir toplumun eğlenceye sanal bir biçimde gömülerek, gündelik yaşamın sıradanlığından, ağırlığından kaçış için bir çıkış yolu araması yatmakta. Keza bugün yaygın medyaya ait tüm mecralar magazinel bir tabldotu her gün sunar hale gelmişlerdir.” (Zafer ÖZCAN)