“Siyasete Gençlik Aşısı Şart”, Radikal, 30.7.2003

SİYASETE GENÇLİK AŞISI ŞART
Dr. Zeynep Karahan Uslu
Ak Parti İstanbul Milletvekili

Türkiye’de son günlerin en önemli gündem maddelerinden biri de Anayasa değişikliği paketi oldu; ancak, yapılmak istenen değişiklikler orman niteliğini kaybetmiş arazilerin satışına kilitlendi ve bu arada paketteki seçilme yaşını indiren diğer madde ikinci plana itildi.

Oysa gençlerin siyasal sisteme katılımı, katılımın mahiyeti, sınırları ve sınırların haklılığı çerçevesinde seçilme hakkının ileri bir yaş şartı konularak engellenmesi yıllardır tartışma konusu edilen bir alan.

Eğer Anayasa’nın konuyla ilgili 76. maddesi değiştirilebilirse, yıllardır tartışılan, söz üretmenin ötesine geçilmeyen bu mesele çözüme kavuşacak, siyasi sistemimiz açısından önemli açılımlar meydana getirecek.
Dolayısıyla böyle bir değişimin gerçekleşmesi de en az diğer konu kadar üzerinde durmaya ve önemsemeye değer.

Toplumsal yarar

Bu bakımdan, konunun toplumsal yarar açısından son derece önemli iki boyutunu vurgulamak gerekiyor. Birinci olarak bu değişiklik gerçekleştiği takdirde Türkiye’nin demokratikleşme süreci açısından önemli bir kilometre taşı atlanmış olacaktır.

İlk defa 1961 Anayasası’nın Kurucu Meclisi’nin görüşmeleri esnasında gündeme gelen, yine oldukça yakın bir tarihte 1995 yılında DYP-SHP ortak önergesiyle verilen bu değişim talebi çeşitli şekillerde hep reddedildi. Mevcut durum tüm partiler tarafından siyasal sürece toplumsal katılımı maksimum seviyede gerçekleştirmenin hedeflendiği söylemleriyle zıt düşmüş ve siyaset kurumuna karşı güvensizlik yaratmıştır.

Seçme hakkından sonrası

Seçme hakkı en açık ifadeyle bireyin siyasal tercihlerini belirtmesinden ibarettir ve en alt seviyedeki siyasal eylemdir.

Halihazırdaysa bu hak reşit olan herkese sunulurken sürece bir aktör olarak katılımın engellenmesi demokratik sistemin işleyişi açısından önemli bir eksikliktir. Bu değişim gerçekleştirilebildiği takdirde de fırsat eşitliği açısından ‘olmazsa olmaz’ bir önkoşul yerine gelmiş olacaktır.
IPU (Inter Parlimentary Union) verilerinden hareketle dünyadaki uygulamalara da baktığımızda milletvekili seçilme yaşının 25 ve altında seyrettiğini görüyoruz. 108 ülkenin 88’inde milletvekili seçilme yaşı 25 ve altında.

Geriye kalan 17 ülkenin 14’ünde ise 30 ve üstü yaş şartı ‘salt ikinci meclis (senato)’ için aranmaktadır. Dolayısıyla bu konuda karşı argüman olarak ifade edilen ’30 yaş limitinin kaldırılması durumunun salt çift meclisli siyasal sistemlerde uygulandığı’ şeklindeki iddialar geçerli değildir.

AB ölçütleri

Ayrıca Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde tüm standartlarla uyumlu bir ülke konumuna ulaşmaya çalışılırken bu konunun göz ardı edilmemesi gerekir. Konu ile ilgili çeşitli ilke kararları kabul edilmiştir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne bağlı olarak çalışan Demokratik Seçimler Konseyi tarafından kabul edilen ilkeler ve Avrupa ülkelerinde demokratik seçimler için uygun görülen standartları tespit eden Venedik Komisyonu’nca 2002 yılında kabul edilen ‘Seçim Konularına Yönelik İyi Uygulama Kılavuzu’ doğrultusunda demokratik ülkelerde temsil ve katılımın tam sağlanabilmesi amacıyla seçme yaşıyla seçilme yaşının aynı olması gerektiği belirtilmiştir.

Üst sınır

Yine aynı belgede tercih edilenin bu olmasına rağmen farklı bir yaş öngörülmesi halinde bunun hiçbir şekilde 25’i aşmaması gerektiği vurgulanmıştır. Kişisel kanaatimde siyasal sistemlerin sınırlarının her bireyine her konuda eşit davranmak üzere çizilmesi gerektiği doğrultusundadır. Konunun üzerinde durulması gereken ikinci boyutuysa bir ülkenin varoluşsal temelleri açısından en önemli konu olan insan kaynağının iyi kullanılabilmesi sorunudur.
Bu konuda da hemen her alanda oldukça hoyrat davranılmıştır. Oysa ülkelerin gelişmişlik düzeyini artıran en dinamik faktör nüfus yapısı ve yapının verimli bir biçimde değerlendirilmesidir.

Rakamlar konuşuyor

Türkiye 2000 yılı nüfus verilerine göre yüzde 60’ı 40 yaşın altında olan, 18-30 yaş arası nüfusunun toplam nüfusa oranı yüzde 22 olan bir coğrafya. Gerekli yasal düzenleme gerçekleştiği takdirde seçilme hakkına kavuşacak insan sayısıysa (25-30 yaş aralığında kalan bireyler) 5 milyon 895 bin 255 olup oransal olarak yüzde 8.69’dur.
Gençlerin siyasete dahil olmasına olanak sağlayan Anayasal düzenleme gerçekleştiği takdirde yapısı gereği diğer nüfus gruplarına göre daha dinamik, yetişme dönemleri itibarıyla eğitim, ileri teknoloji kullanımı, yabancı dil bilme oranı gibi dünyayla entegrasyonu sağlayacak donanımlara daha fala sahip olan bir kitlenin içinden süzülerek gelen yeni elitlerin katkısı alınabilecek, gençlerin merkezi yönetime aktif katkısından mahrum bir ülke görünümünden çıkılacak.
Bugün siyasal arenada toplumun en fazla görmek istediği husus değişimdir. Merkezi yönetimden talep edilen sadece iktisadi sorunların giderilmesi değildir.

Mesnetsiz argüman

İnsan hak ve özgürlüklerinin artırılması, siyasetin etik dahilinde ve vizyon sahibi kişileriyle gerçekleştirilmesi yönündeki değişim talepleri de caridir. Tüm bu taleplerin tatmini açısından da gençlerin katılımı yeni açılımları beraberinde getirecektir. Tarih dünyayı değiştirme ve değişime inanma refleksinin en fazla gençlerde bulunduğunun sayısız kanıtıyla doludur. Diğer taraftan bu değişikliğin karşısında olanlarca öne sürüldüğü gibi gençlerin tecrübesiz oldukları dolayısıyla siyasette başarılı olamayacakları argümanı da tek kelimeyle mesnetsizdir. Bunun iş dünyasında, medya kuruluşlarında birçok farklı alanda örnekleri mevcuttur.

Deneyim ve dinamizm

Keza rekabetin en yoğun yaşandığı alanların başında gelen siyasal sürecin içinde var kalan ve seçilme imkânına kavuşan bir bireyin yetersizliğini ileri sürmek de temelden yoksun bir iddia olacaktır. Siyasetin gençlere açılmasıyla birlikte deneyim ve dinamizmin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan sinerji yeni açılımlara olanak sağlayacaktır.
2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri
Seçimi Hakkında Kanun’a göre belediye başkanlığı, il genel meclisi, belediye meclis üyeliği için seçilme yaşı 25 olması, siyaset yapmak için bu limitin yeterli olduğu kanaatinin varlığına karine oluşturur. Gençlere yasaklama gelen alan, en kritik alanla, merkezi yönetimle sınırlıdır. Bu da akla ülkenin en değerli kaynağını bünyesinde barındıran grubun salt statükonun devamı adına, değişim dinamiklerinden korunma güdüsüyle mi engellendiği sorusunu akla getirmektedir.

Saha araştırmaları göstermektedir ki, toplumun en üretken kesimi olan ve geleceği inşa eden gençlerimizin büyük çoğunluğu bu coğrafyanın/sistemin dışına çıkmak istiyor.

1920 Meclisi

Elde bulunan bütün veriler, her alanda fırsat eşitliği beklentilerinin karşılanmadığının da açık bir göstergesidir. Türkiye halen 1920’deki ilk meclisinde, o olağanüstü koşullarda bile gençlerine güvenen, 30 yaşın altında 11 vatansever genci parlamentoya taşıyan bakışa yetişememiştir.

TBMM’nin gündeminde seçilmişler eliyle toplumsal taleplerle örtüşen bir yöne evrilip evrilemeyeceğimizin seçimi vardır. Bu satırların yazıldığı anda belirsiz olan Meclis iradesi bu yönde sergilenirse tam demokrasiye geçildiğine ve artık gençlerimizin içinde yaşamaktan mutluluk duyduğu bir Türkiye’yi birlikte inşa edebileceğimize inanmak için önemli bir sebebimiz olacaktır.