Sivil Toplum ve Hazar Grubu

http://www.hazargrubu.org/hazarkimdir9.htm

Sivil Toplum

Sivil toplum, Batı toplumlarının uzun tarihsel macerası sonucunda ortaya çıkmıştır. Batı’nın geçirdiği Aydınlanma, merkezi devletlerin ortaya çıkması, Sanayi Devrimi gibi büyük değişim ve dönüşümler sivil toplumun da yeşerdiği, üzerinde yükseldiği zemini ortaya çıkarmış, bugünkü sivil toplum kavramı, Hegel’den Marx’a, Gramsci’den Habermas’a izini sürebileceğimiz bir dizi düşünürün katkısı ile gelişerek olgunlaşmıştır.

Bizim coğrafyamızda ise, Osmanlı’dan günümüze sivil toplumun serpilip gelişmesi Batı’dakinden farklı bir serüven içerisinde ve kendi özgünlüğü temelinde gerçekleşmiştir. Osmanlı devletinde çağın özgün şartları çerçevesinde, devletin dışında devletten özerk kurumların varolması pek mümkün olmasa da; Devletin yönetim yapısı, bugün sivil toplumun üstlendiği işlevlerin loncalar, tarikat vb. dini kurumlar gibi hayatın en ücra alanlarına kadar nüfuz eden aracı kurumlar “marifetiyle” gerçekleştirilmesini gerekli kılmaktaydı. Ayrıca çok-etnisiteli ve çok-dinli Osmanlı devletinin farklılıkları uzlaştırabilme yetenek ve tecrübesi, ancak farklılıklar temelinde oluşabilecek sivil toplum kültürünün oluşması için önemli bir miras bırakmıştır.

Böyle bir mirasa sahip olunmasının da etkisiyle özellikle geride bıraktığımız son 20 yıl içerisinde, tüm dünya ile birlikte Türkiye’de de sivil toplumun yeniden keşfine tanık olunmuştur. Bugün artık gelişmiş bir demokrasinin üzerinde yükseleceği zemin olarak birey kültürünün ve gelişmiş bir sivil toplumun varlığı zorunlu kabul edilmektedir. Özgürlükçü demokratik bir siyasal/toplumsal sistem ancak sivil toplum-devlet-birey ilişkisinin belirli değerler temelinde kurulması ve güvence altına alınmasıyla mümkündür. Gelişmiş bir sivil toplumun varlığı, siyasal katılımı seçimlerin ötesine geçirerek aktif yurttaşlar aracılığıyla, temsil mekanizmasının ötesinde de demokrasiyi mümkün kılmaktadır.

Ayrıca 21. yüzyılın en önemli gücü olan ve bir toplumun bireyleri arasındaki güven duygusunun yaygınlığına bağlı olan “sosyal sermaye”nin varolabileceği ve gelişebileceği zemin, ancak sivil toplumun biçimlendirdiği bir devlette mümkün olabilir. Sosyal sermayenin kazanılması “bir toplulukta ahlaki normların hakim olmasını, sadakat dürüstlük gibi erdemlerin kazanılmasını ve bireylerin birbirine güven esasına dayalı işbirliğini gerekli kılar[1]” ki; bu da ancak sivil toplum aracılığıyla mümkün olmaktadır.

Bu bağlamda; Türk sivil toplum kültürü içerisinde kadın kuruluşlarını ayrı bir yere oturtmak gerekmektedir. 1909’da kurulan ilk kadın derneği Teali-i Vatan Osmanlı Hanımlar Cemiyeti (Vatanı Yükseltmek İçin Osmanlı Hanımlar Cemiyeti)’nden[1] bu yana kadın kuruluşları, eğitimden sağlığa yardım faaliyetlerine kadar Türkiye’de önemli toplumsal kazanımlar sağlamaktadır. Kadın kuruluşlarının üstlendiği roller ve yerine getirdiği işlevler o günden bugüne çeşitlenmiş ve gelişmiş bulunsa da; ülkemizde hala gönüllülük esasında ve farklılıklar temelinde örgütlenmiş uzun soluklu tecrübelerin eksikliği hissedilmektedir.

Evrensel değerlerle yerel değerlerin uzlaşması, toplumun değerler hiyerarşisiyle barışık bir sivil toplum zeminini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda üyesi olmakla gurur duyduğum Hazar Grubu, yerel ve evrensel değerlerle barışık, yukarıda zikredilen vasıflara haiz bir kadın hareketinin Türkiye’deki önemli örneklerinden birini sunmaktadır. Kurulduğu günden bugüne çizgisini ve duruşunu geliştirerek muhafaza eden Hazar Grubu’nun özellikle entelektüel faaliyetleriyle ülkemizin “sosyal sermayesi”ne katkı sağlayan özgün tecrübelerden biri olarak önemli bir yer kapladığına inanıyorum. Türkiye şartlarında on bir yıl boyunca kesintisiz toplumsal katma değer üreten özgün bir sivil toplum kuruluşu olarak bu başarıya emeği geçen herkese ülkem adına teşekkürü bir borç biliyor, nefesimiz ve yüreğimiz yettiğince bu yolda yürümeye devam etmenin hepimize nasip olmasını diliyorum.

[1] Fukuyama, Francis, Güven, İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2000, s.42

[1] Van Os, Nicole A.N.M., “Osmanlı Müslümanlarında Feminizm”, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce C. I, Cumhuriyete Devreden Düşünce Mirası: Tanzimat ve Meşruiyetin Birikimi, Mehmet Ö. Alkan(ed.), İstanbul: İletişim Yayınevi, 2001, s. 345