Ekrandaki Kadın – TÜRKİYE

Televizyonun toplumdaki etkisi inkâr edilemez. Özellikle çeşitlenen, resmi televizyon kanallarının dışında 30-40’a kadar yükselen özel kanallar, en sâdık seyircileri olan kadınlar üzerinde büyük bir etki meydana getiriyor. Kadının adı üzerinde yıllar önce feminist çevrelerin başlattığı yapay tartışmaların dışında, Türkiye’de kadının konumunu ve meselelerini zaman zaman ele alan ciddi çalışmalar yapılıyor. Bu anlamdaki gerçekçi araştırmaların sonuncusunu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Zeynep Karahan Uslu “Televizyon ve Kadın” adlı eseriyle ortaya koydu. Uslu, televizyona günlük hayatı içinde geniş bir yer açan ve sıkı takipçisi kesilen kadındaki medya etkilerini araştırıyor. Yazar, kitabı çerçevesindeki sorularımıza cevap verdi.

Kurgulayan araç
Televizyon ile kadın arasında daha sıkı bir birliktelikten söz edilebilir mi? Veya televizyonun gerçek takipçileri kadınlar mı?

USLU: Çalışmanın televizyon ile kadın izlerkitle ilişkisi üzerine odaklanması yönünde bir tercih yapmamın birincil sebebi; ülkemiz özelinde somut verilere dayalı olarak, kadınları ayrı bir izleyici grubu olarak ayrımlaştırarak, medya etkisini özellikle televizyonun toplumsal etkilerini sorgulamak anlamında inceleyen araştırmaların dikkat çekici düzeydeki azlığıdır. Oysa sizin de soru aracılığıyla dikkat çektiğiniz gibi kadınlar televizyon başında en fazla zaman geçiren, görece sıkı bir bağ kuran toplumsal grup olma özelliğine sahiptir. Diğer taraftan bu konu büyük bir kamusal öneme sahip. Televizyon tüm program türlerinden akan mesajlar aracılığıyla her gün ve her an dünyayı, yaşanılan gerçekliği yeniden kurgulayan bir araç. Bu kurgulama sürecine yön veren ise televizyon kanallarının yayın politikalarıdır. Yani her televizyon kanalının mesajlarının topluma süzülerek gelmesini sağlayan siyasi ve ekonomik filtre sistemleri var ve televizyonun toplumsal yönlendirmesi de televizyon kanallarının yayın politikaları çerçevesinde süzdükleri, biçimlendirdikleri ileti yapıları aracılığıyla olmaktadır.

Sabah kuşakları
Kadın seyircilerin genelde ‘dizi tutkunu’ olduğu söylenir, bu ne kadar doğrudur?

USLU: Ben araştırmam neticesinde sürekli söylenegelen kadınların kurgusal program türlerinden biri olan dizilere yönelik ilgisinin sanıldığı kadar yoğun olmadığını bulguladım. Salt kadın izlerkitleye yönelik programlar olarak belirleyebileceğimiz sabah kuşağı programlarını özel televizyonlar ve kamu televizyonları ikiye ayırarak mukayeseli bir biçimde değerlendirebiliriz. Özel televizyon kanallarıındaki kadın programlarında özellikle yaygın medyada kültür, sağlık, eğitim gibi izlerkitlenin sosyalleştrmesi ve bilgi düzeyinin artırılması amacına yönelik içerik oran olarak daha düşüktür. Bu kanallar daha çok izlerkitlenin eğlence ihtiyacını giderme amacına hizmet eder bir biçimde yayın yapmaktadırlar. Kamusal televizyonlar bu konuda daha fazla hassasiyete sahiptirler.

Hakim motif modernlik
Kadına yönelik programlarda kültür, sağlık, eğitim gibi temel konuların oranı nedir?

USLU: Geleneksel değerlerle toplumun kurduğu bağın korunmasını değerlendirirken önce televizyon kanallarının yayın politikalarını yani program içeriklerini belirleyen bakış açısını ele almak gerekir. Kamusal televizyon ve yaygın medyaya ait televizyon kanalları liberal pluralist bir bakış açısına sahiptirler. Bu bakış açısı ise birçok değere paradigmaya, hayat tarzına yer verir. Ancak belli kimlikleri, düşünceleri, tutumları idealize eder. Bizim televizyon yayıncılığımızda da izlerkitleden uyması talep edilen değerler ve kimliklerin hakim motifi modernliktir. Televizyon bugün insanlığın ve tabii kadınların dünyada olup bitenler hakkında en fazla bilgi edindiği araçtır. Her seviyeden insan kendi sınırlılıkları ve bireysel özellikleri doğrultusunda televizyondan bilgi edinebilmektedir. Evet, medya objektif değildir, yaşanılan gerçeklikleri, olayların perde arkasını aynalarında kırılmaya uğratarak verir, ancak kendi üzerinden büyük ekonomik ve siyasi çıkarların söz konusu olduğu bir aracın objektif olmasını beklemek insan doğasını reddetmek anlamına gelir. Ayrıca televizyonsuz hele özel televizyonsuz bir Türkiye’yi yeniden hatırlarsak, şu anki eleştirilebilir haliyle dahi televizyonun izleyicisine hiçbir katkıda bulunmadığını söylemek haksızlık olur.