“Demokraside Bilginin Gücü”, Radikal, 7.11.2003

DEMOKRASİDE BİLGİNİN GÜCÜ

Dr. Zeynep Karahan Uslu
Ak Parti İstanbul Milletvekili

Hiç şüphesiz küreselleşme ve toplumların demokratikleşme talepleri günümüz dünyasını en fazla etkileyen olguların başında geliyor. Özellikle bilgi teknolojilerindeki gelişmenin etkisiyle, toplumlar kendi gerçeklikleri ile gelişmiş demokrasi anlayışına sahip ülkeleri mukayese edebilmekte ve taleplerine bu doğrultuda yön vermektedir. Türkiye de bu yönelişten nasibine düşeni alıyor. Bu açıdan yeni yasama döneminde Meclis’in kabul ettiği ve 23 Ekim’de Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan Bilgi Edinme Hakkı Yasası (BEHY) ile önemli bir adım atılmıştır. AB üyeliği hedefinin de tetikleyici etkisiyle son bir yıl içinde uyum paketleri çerçevesinde demokratikleşme açısından büyük mesafeler alınmasına rağmen, bu yasa demokrasimiz açısından bazı mühim aksaklıkların giderilmesinde önemli işlevlere sahip olacaktır.
Uygulamadaki işlevi
Öncelikle BEHY, ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesinin uygulanması açısından siyasal sistemimizde yaşanan önemli bir sorunun ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir. Bilindiği gibi demokrasinin önemli unsurlarından biri kuvvetler ayrılığı prensibidir ve bu ilke kuvvetlerden hiçbirinin diğerlerine karşı üstünlük kuramaması esasına dayanır.
Ülkemizde yasama ve yargı, bazı istisnalar dışındaki tüm faaliyetlerini toplumun gözü önünde gerçekleştirmektedir. Meclis oturumları hem basına, hem de halka açık olarak yapılmakta, televizyondan canlı olarak yayımlanmakta ve almış olduğu kararlar mevzuatın belirttiği usullerle kamuoyuna duyurulmaktadır.
Aynı şekilde hem mahkemelerdeki duruşmalar, hem de yargı kararları istisnalar dışında medya ve topluma açıktır. Sadece yürütme organları bugüne kadar kapalı kapılar ardında iş görmüştür. Bu durum ise yürütmenin yasama ve yargıya karşı avantaj elde etmesine yol açmış ve güçler ayrılığı rejiminin sağlıklı işlemesine engel teşkil etmiştir.
BEHY’nin getirdiği düzenlemelerle idarenin karar alma ve uygulama süreçlerinin kapalı kapılar ardında gerçekleştirilmesine son verilmekte ve kuvvetler ayrılığı prensibinde yürütme lehine olan mevcut aksaklık giderilmektedir. Gelişmiş bir demokrasi anlayışının birbiriyle bağlantılı temel şartları olan şeffaflık, kamu bürokrasisinin toplumca denetlenebilmesi ve yolsuzlukların engellenmesi söz konusu yasanın çözüm olacağı diğer önemli sorun alanlarıdır. Bugüne kadar yürütmenin şeffaf olmamasının ve toplumca denetlenememesinin faturası, insan hakları ihlallerinden büyük yolsuzluklara varıncaya kadar çeşitli suiistimallerin kurbanı olan toplum tarafından ödeniyordu. Bu ağır faturanın gün ışığında yönetim ilkesinin sisteme hâkim olması sağlanmadıkça devam edeceği de açıktır.
İsveç’i öne çıkaran nedenler
Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) 2002 Yolsuzluğun Yaygınlığı Endeksi’ne göre ülkemiz, El Salvador ve Etiyopya gibi ülkelerin de altında kalarak 64. sırada yer almaktadır. Diğer taraftan bu kanunun en eski uygulayıcısı olan ve 1766’dan beri Basın Özgürlüğü Yasası ile bilgi edinme hakkını vatandaşlarına sunan ve demokrasi anlayışının ayrılmaz bir parçası haline getiren İsveç’in daima en üst sıralarda yer alması sadece bu kanunla açıklanamasa da katkısının olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır.
Ancak, artık kutsal ve sorgulanamaz devlet anlayışından, yönetişime dayalı, toplumu paydaş olarak gören devlet anlayışına geçiş söz konusu. BEHY de bu geçişi hızlandıran etkenlerden biri olarak değerlendirilmeli. Artık vatandaş, sivil toplum kuruluşları, medya kısaca toplumun bütün unsurları, istisna olarak belirtilen sırlar dışında, idarenin gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmekte olduğu işlemlerle ilgili olarak sistemi, denetleyecek ve sürece düzeltici müdahalede bulunmak için gerekli veriyi elde edecektir. Belirtmek gerekir ki, yasayı kamu bürokrasisine karşı bir darbe olarak değerlendirmek tamamen yanlış olur. Aksine yasa, bürokrasi açısından da önemli avantajlar getirmektedir. Birincisi, bürokrasi kadrolarının işleri toplum denetimine tabi kılındıktan sonra oto-kontrol mekanizması kendiliğinden güçlenecektir. İkincisi bürokratik kadrolar geçmişteki yanlış veya eksik uygulamalar nedeniyle toplum nezdinde itibar kaybına uğramıştır ve kamuoyu nezdinde töhmet altındadırlar. Bilgi vermenin idarenin takdirinden çıkarıp hak ve özgürlük olarak düzenlenmesi neticesinde yürütmenin şeffaflaşması, kamu bürokrasisini genel olarak yolsuzluk töhmetinden kurtarıp, bürokratları rahatlatacaktır. BEHY ile hak kullanımının sınırları, idarenin yükümlülüğü ve denetim mekanizmaları açık bir biçimde tanımlanarak uygulanabilirliği kolaylaştırılmıştır. Kanunla başvuruların cevaplandırılma süresi 15, gerekli hallerde 30 günle sınırlandırılmış, taleplerin sürüncemede bırakılması imkânı ortadan kaldırılmıştır.
Yabancı uyruklular
Diğer taraftan karşılıklılık ilkesi gözetilerek bilgi edinme hakkı, Türk vatandaşlarının yanı sıra, ülkedeki yabancı ülke vatandaşları ve tüzelkişilerine de faaliyet alanlarıyla ilgili olarak tanınmıştır. Kimilerince siyasi, ekonomik ve sosyal haklardan sonra ‘üçüncü kuşak haklar’ çerçevesinde değerlendirilen bilgi edinme hakkının en kırılgan noktası, sınırlamalar kısmıdır. Ancak bu hakkın sınırlandırılmasının gereksiz olduğu da iddia edilemez.
Diğer ülkelerdeki benzer kanunlarla AB’nin bu hakka dair 30 Mayıs 2001 tarihli tüzüğündeki sınırlandırmalar, ülkemizdeki düzenlemelerle benzer nitelikte. Üzerinde durulması gereken nokta, toplumun ve devletin çıkarlarını, birini diğerine üstün kılmadan değerlendirebilmektedir. Özellikle ‘devlet sırrı’ ve ‘devletin ekonomik menfaatleri’ gerekçeleri daima bu hakkın kullanımı için kalkan olmuştur. Weber’in de belirttiği gibi ‘resmi sır’ kavramı bürokrasinin iktidarını korumak için geliştirdiği özgül bir buluştur.
Yasada bürokrasinin bu refleksi öngörülerek, bahsedilen iki gerekçeyle reddedilen bilgi edinme başvurularına, yargıda hak arama yolunu kapatmaksızın, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na (BEDK) başvuru olanağı getiriliyor. Yargı denetimine kapalı işlemler, istihbarata, idari/adli soruşturmaya, özel hayatın gizliliğine, haberleşmenin gizliliğine, ticari sırra, kurum içi düzenlemelere ilişkin bilgi ve belgeler ise bu hakkın kapsamı dışındadır, ancak idari yargıda itiraz yolu açıktır. Ayrıca açıklanması yasaklanan bilgi ve belgelerle açıklanmasında sakınca olmayanlar bir arada bulunuyor ve ayrılabiliyorsa, ayırarak başvurana sunulmasına cevaz verilmiştir.
Yargı denetimine kapalı alanlar
BEHY ile kişi hakları da koruma altına alınmış ve kişinin etkilenmesi durumunda, YAŞ kararları gibi yargı denetimine kapalı kararlar veya istihbarat faaliyetleri ile ilgili bilgilenme başvurusuna olumlu cevap verme zorunluluğu getirilmiştir. Bilgilenme ve denetleme hakkını olası bürokratik savsaklamalardan uzak tutmak için, sürece TBMM de dahil edilmiştir.
Her yıl kamu kurum ve kuruluşları, kendilerine yapılan başvuruların sayısını, kaçının olumlu cevaplandığı, reddedilenlerin kaçının BEDK veya idari yargı tarafından haklı bulunduğu gibi detayları içeren bir raporu BEDK’ya iletilecektir. Kurul bunu kendi raporu ile TBMM’ye gönderecek ve sonuçları halkın bilgisine açacaktır. Böylelikle toplum açısından bürokrasiyi değerlendirmeye yönelik yeni bir bilgilenme mekanizması daha ortaya çıkacaktır.
Bilgi edinme hakkının parlamentodan geçmesi çok önemli olmakla birlikte tek başına yetersiz. Yasanın etkin biçimde uygulanması için herkes üzerine düşeni yapmalı. Öncelikle yasanın getirdiği hakların toplum ve bürokrasiye yeterince anlatılması gerekir. Bu anlamda medyaya çok büyük bir rol ve görev düşer. Ayrıca, yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren bilgi talebinde bulunan herkese tatmin edici bilgiler verebilmek için resmi kayıtların sistematik bir kolay ulaşılabilir hale getirilmesi zorunludur. Bunu sağlamak amacıyla ileri teknoloji kullanımına öncelik verilmesi gereklidir. Özellikle e-devlete yönelik çalışmaların yasa ile uyumlu bir biçimde hızlandırılmasına ihtiyaç vardır. Eğer bu düzenlemeler yapılır ve denetim mekanizmaları hassasiyetle işletilirse, Türkiye açıklık kültürünün hâkim olduğu ve halkının sisteme güven duyduğu bir ülke olma şansını yakalayacaktır.